Telkırma ve Enerji

0

Telkırma zanaatkarı Sayın Nebahat Maşalı’nın “İğnedeki Ekmek” kitabından kendisinin izni dahilinde alınmıştır.

Enerji insanın kendinde; ta derinde, içindedir. Boşunadır dışarıda arayış. Bunun farkına da ancak üretince varılır.

Zor bir hayat mücadelesinin sonucu yoluna giren yaşantım ve içimdeki coşku hep hayranlık uyandırdı çevremde: “Çok neşelisin; enerjinden bize de versene?” Neydi bu bendeki enerji? Hem de bunca yokun içinde. Sabahlara kadar el işi yapıp da gün içindeki tek keyfim, zoru başarmaktı bence.

Zamanla çözdüm olayı. Yorgan dikmek, örgü örmek, dikiş dikmekten öte bir şeydi telkırma yapmak. Yorulmazdım, uykum gelmezdi. İçimdeki ışık, ben koltuğumda oturup tel kırarken evreni gezerdi. Zira artık elimdeki yün değil, ibrişim değil, pamuk ipliği değil; teldi. Metal iğneye takılmış telle, tülün üzerinde raks ediyordum. Bir tür cambazlık… Petekleri sayarak başladığım işi sağdan, soldan sağlamlaştırarak, sağ elim iğne tutarken, sol elimle teli yapıştırarak, aradan fiyonkla geçip teli hiçbir kesici âlet kullanmadan kendi kendine kırdırarak…

Müthiş bir şey; bilmeyenlerin öğrenmesini isterim, terapi gibi.

Bir örnek var elimizde. Adı; “Yıldızların Altında”. Her telin bir tanesini azami 1 dakikada işlemişsiniz. Sadece bir motifte 132 tel kırmışsınız. Tek telde 6 işlem yapıyorsunuz. Başınıza takacağınız ya da omuzlarınıza alacağınız bir şalda (örtü, vs.) kenarlarında işlenen tellerle, içine atılan serpmelerle ortaya çıkan rakam ve harcanan zaman müthiş bir emek ve göz nuru…

Bir insanın üzerinde veya evinde böyle bir örtünün bulunması, o kadar ışık saçması, enerji patlaması demek: 2192 tel.

Aşk olmazsa, aç kalınmazsa işlenmez telkırma. Yaşama dair ne varsa seveceksiniz. Sevmezseniz, tülü kasnağa geremezsiniz. Kimi sevda çeker kavuşma hayaliyle kırar teli, kimi yokluk çeker aş, ekmek umuduyla sarar teli…

Çağ atlamamız (!) zorlaştırmıştır ekmeğin yerini. Önceleri aslanın ağzında bilinirdi. 21.yy’da bendeki adı “İğnedeki Ekmek”oluverdi.

Kadına; doğuştan üreme, doğurma lütfunda bulunan Tanrım, merhametli eylediği kadar savaşçı da kılmıştı bizi. Evet, o bir annedir; doğurur, doyurur, barındırır, esirger, korur, eğitir, Budur beni bu kadar güçlü kılan. Başarmak; kimseye, ne merde ne namerde muhtaç ) olmamak, hep başı dik, onurlu, vakarlı olmak…

2 Ağustos 2014 |

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × 1 =

Bartin.biz İletişim & İlan & Reklam & Soru – Bartın Gezi Rehberiniz.
Araç çubuğuna atla